Duygu, Ebru ve Şebnem
Bursa Kolejinde tanışmışlar, Gül Ağırca ile de Bursa'da
tanışmışlar. 1988 yılında kurduğu grubuyla önce yadırganan sonra
konser teklifleri alan Şebnem Ferah, Sedat Yıldırım Sarıcan'ın da
katkılarıyla düzenlenen 1989 yılındaki "Bursa 1. Rock Station
Günleri"nde kardeş grup "Pentagram"'la aynı sahneyi paylaştı.
(Şebnem solo çalışmalarında ilk iki albümünde Pentagram
elemanlarıyla çalışmıştır.) "Volvox" Bursa'da Tayyare Sinemasında
konser verdi. Şebnem Ferah o zamanın en iyi grubu sayılan Bursalı
"BANDAJ" grubuna vokal yaptı ama sadece konserde... Bursa'da bir
takım konserler verdikten sonra ilk İstanbul konserlerini "28
Nisan 1991" Saat 14:00'de "Pentagram"'la birlikte Pangaltı İnci
Sinemasında verdiler. Biletler 20000 TL'dı. Boğaziçi
Üniversitesinde, O.D.T.Ü Festivalinde, Bilsak Rock Cafede, İzmir
Clup 33 de unutulmaz konserler verdiler. 1992 yılında Duygu
Karpuz'un gruptan ayrılmasıyla klavye ve geri vokal olarak Özlem
Tekin "Volvox" semalarında yerini aldı. Özlem Tekin'in sahne
tecrübesi olmasına karşın diğer hatunların sahne tecrübeleri
yoktu. Çünkü o zamana kadar sadece konser vermişlerdi. Bunun
üzerine ilk sahne tecrübelerini Bedri Baykam'ın açtığı "Dadaist"
barda gerçekleştirdiler. Sonra "Sis" ardından da "Kemancı" geldi.
"Sis" ve "Kemancı" grubun okulu haline gelmişti. Bu iki mekan
hatunlara müzik adına pek çok şey öğretti. Önceleri kızlardan
oluştuğu için yadırganan "Volvox" sonradan "Kemancı" ve "Sis"
barın vazgeçilmez simaları haline geldi. Konserler, sahne
çalışmaları birbirini kovaladı. Derken kaset çıkarmaya karar
verdiler. Provalar yaptılar, demoyu hazırladılar, parçaların
tamamı ingilizce olarak hazırlandı, besteler, enstrümanlar
hazırdı. Ne olduysa! Kaseti çıkartamadılar!!! Şimdi Şebnem
Ferah'ın müzik arşivinin en güzel yerinde "Volvox"'un demosu
duruyor. Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrıldı onun yerine Buket
Doran(bass) geçti.
Fakat albümün çıkartılamaması ile başlayan ve gruptan ayrılmaların
devam etmesi sonucunda --Ebru Bank'tan sonra Özlem Tekin'de
gruptan ayrıldı-- 1994 yılında "Volvox" dağıldı. "Volvox" dağıldı
ama hatunlar müziği bırakmadı.
Özlem Tekin dört adet
solo albüm çıkardı. Ebru Bank "Volvox"'tan ayrılınca Cenk Eroğlu
ile evlendi, Cenk'le birlikte Mirkelam'ın "Her Gece" ve Tüzmen'in
"Son Rüya" adlı kliplerinde rol aldı. Şimdilerde Boğaziçi
Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve bir de kızı
var.
Ebru Bank gruptan
ayrılınca onun yerine bass gitara Buket Doran geçmişti. Buket hala
Şebnem'in gerçek kadrosunda yer alıyor ve menajerliğini yapmakta.
Gül Ağırca ise bir ara "Indians" grubunda perküsyon çalıyordu. O
da Şebnem'e konserlerinde perküsyon çalarak eşlik ediyor. Duygu
Karpuz ise "Volvox"'tan ayrıldıktan sonra pek gündeme gelmemiş.
"Volvox" dağılsa bile
dostlukları hep kalıcı. Müzik bu insanları birbirine kenetlemiş.
Onlar kavga etmek yerine dost olmayı, beraber bir şeyler
paylaşmayı tercih etmişler. Onları bir arada tutan şey sadece "Volvox"
değil birbirlerine duydukları temiz kalplerindeki aziz
Sevgileriydi...
Kim Ne Derse Desin
Volvox zamanında ilk ve tek unutulmayacak bir gruptu ve bizler
sizin gibi kendini iyiye ve başarıya endekslemiş gerçek
müzisyenlerle gurur duyuyoruz
...ve 1994 yılında rock magazin
dergisinde yayınlanan volvox röportajı ;
Live performans açısından en
yetkin rock gruplarından biri olduğunu kısa zamanda kanıtlayan
Volvox, ne iyi etti de İstanbul'a geldi. Şu anda bütün gözler
onların üzerinde. Yazın Dadaist (R.I.P.) ile başladıkları bar
gösterilerini Rock'ın iki farklı mekanı Sis ve Kemancı'da değişik
günlerde sürdürüyorlar. Şebnem Ferah (Vokal, gitar), Ebru Bank
(Bas), Gül Ağırca (Davul) ve Özlem Tekin (Klavye, vokal) enstrüman
hakimiyetleri, profesyonellikleri ve farklı karizmaları ile dikkat
çekiyorlar. Volvox ile o gece çalacakları Sis'te (Nite Calls)
buluştuk. Konyaklar, kahveler, biralar, sound check'ler,
saboterler eşliğinde gerçekleşen muhabbet kombinasyonları
bilgilerinize sunulur.
ROCK! :
Okulu ne yaptın?
ŞEBNEM FERAH :
Ben aslında bu yıl İstanbul'a geldim. O.D.T.Ü. Ekonomi bölümünde
öğrenciyim ama Boğaziçi'ne geçmeye çalışıyorum. Bölümümü pek
sevmiyorum, gelecekte de müzikle uğraşmak istediğim için önemli
olan herhangi bir bölümden mezun olmak.
ROCK! :
Can yeleği gibi bir şey yani...
ŞEBNEM FERAH :
Evet.
ROCK! :
Volvox ne demek?
GÜL AĞIRCA :
Volvox Latince'de bütün ses anlamına geliyor. Biyolojide de tek
hücreliler kolonisi demek. İsmimizi çok seviyoruz.
ROCK! :
Nasıl bir araya geldiniz?
ŞEBNEM FERAH :
Ben lisedeyken kuruldu bu grup. Babam beni ilkokuldayken mandolin
kursuna yazdırmıştı. Okul orkestrasında solisttim, sonra bu grubu
kurdum. Biz aslında çok şanslıyız, ailelerimiz bizi hep
desteklediler, her konserimize geldiler. Rock farklı algılandığı
için biz onlara bunun en temiz yönlerini göstermeye çalıştık; bir
yandan onları, bir yandan kendimizi eğittik. Bize köstek
olmadılar, desteklemeye çalıştılar. Ama Gül'ün ve Ebru'nun ailesi
önce olumsuz bakıyorlardı.
GÜL AĞIRCA :
İlk başta karşı çıktılar, ama ben "Davul çalıcam!" diye tutturdum,
kurs paramı stüdyoda çalışmak için harcadım. Şu anda onlardan ayrı
yaşıyorum. Onaylamasalardı İstanbul'da olmazdık.
ROCK! :
Grupta ön plana çıkanlar var mı?
GÜL AĞIRCA :
Yoo, biz beş senedir birlikte çalışıyoruz. Beraber çalmaktan
mutluyuz, bundan başka bir alternatifimiz yok. Dolayısıyla herkes
kendisini nasıl mutlu hissediyorsa öyle çalıyor, istediği yerde
duruyor. Bunlar konu bile olmuyor, herkes görevini yapıyor. Sadece
yaptığımız müzikle ilgileniyoruz.
ROCK! :
Rock yapıyor diye kızları sahneden indirip karakola
götürüyorlar...
ŞEBNEM FERAH :
Onlar orası pavyon mu rock bar mi onun bile farkında değiller.
Orada kendi isteğinizle bulunup bulunmadığınız umurlarında değil.
Sonuçta biz ne olup bittiğini anlamak için Emniyet Müdürlüğüne
gittik. Bize içkili yerlerde çalışma izni veren bir kart vermek
istediler; yani konsomatrislere verilen bir şey. İleride benim
sicilim incelendiğinde "Bu kadının ves*kası varmış" denecek. Bunu
kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz sanat yapmaya çalışıyoruz, müzikle
ilgileniyoruz, başka bir şeyle değil. POPSAV üyelik kartı aldık.
Herhalde bundan sonra başımıza böyle bir şey gelmez. Elimizde
müzik aletleriyle sahnede başka ne yapabiliriz ki?
ROCK! :
Rock ile içki arasında bir çift gerektirme var mı acaba?
ŞEBNEM FERAH :
İçki bizim için bir alışkanlık değil, sadece canımız istediği için
içiyoruz. Rock'la arasında bir paralellik yok, bu sadece kişisel
tercih. Belki de rock dinlemeyenler daha fazla içiyordur.
ROCK! :
Türkiye'de rock ne durumda?
ŞEBNEM FERAH :
Biz doğru olanı yapmaya çalışıyoruz. Bence Türkiye'deki Rock
grupları bundan 20 yıl sonrası için çok önemliler. Bütün koşullar
düşünüldüğünde biraz daha mantıklı davranmamız gerek. Türkiye'de
şu anda her açıdan bir geçiş devresi yaşanıyor. O nedenle su anda
çok zor bir durumdayız aslında. Metallica, Bon Jovi konserlerinde
bütün bir stadyum doluyor, bir Türk grubu ise kaset yapamıyor.
Acaip çelişkiler yaşanıyor, o nedenle şu anda yaptıklarımız 20 yıl
sonrası için çok önemli.
ROCK! :
Rock'ın popüler olması bazı ortodox rockerları rahatsız mı ediyor?
GÜL AĞIRCA :
Artık bir altyapı oluşuyor. Stadyum konserlerinde herkes şarkılar
söylüyordu. Rock'ın underground olmaktan çıkıp popüler olması
bence daha doğru. İnsanların sevdikleri, dinlemekten hoşlandıkları
şeylerin underground olmasını zorlamakta bir anlam yok. MTV'de her
türlü grubu izliyorsunuz. Türkiye'de underground konusu bence çok
fazla abartıldı. Bir şeyler gerektiği gibi yapılamadığı için bunun
arkasına sığınıldı.
ROCK! :
Fraksiyonlara ayrılma anlamında Türkiye'de Sol ve Rock benzerlik
gosteriyor mu?
GÜL :
Sol-sağ konusu çok derin bir konu. Çok tartışıldı. Türkiye'de Rock
konusunda çok fazla şey yapılmadı bence; bu nedenle bir bölünmeden
çok, bir bütünleşmeden söz edilmesi gerekir. Şu anda attığımız her
adım sonrası için önem taşıyor. 15,000 satacak kaset yapmaktan
çok, yeni bir rock dinleyicisi kazanmak bizim için daha önemli.
Daha büyük prodüksiyonlar gerçekleştirmek için bekliyoruz. "Keşke"
demeyeceğimiz bir yapım olsun istiyoruz.
-
ROCK! :
En yeni elemansın. Topluluğa katılışın nasıl oldu?
ÖZLEM TEKİN :
Ben daha önce hep erkek gruplarıyla sadece solist olarak çalıştım.
Şimdi hem çalıp, hem söylüyorum ve çok mutluyum. Önceleri barda
çalınacağı zaman gruba katılan bir elemandım, şimdi öyle değil.
Belki kaset yapılacağı zaman klavye çalacağım.
ROCK! :
Sahne için özel hazırlık yapıyor musunuz?
ŞEBNEM :
İçimizden geldiği gibi davranıyoruz. Şov olsun diye yaptığımız pek
bir şey yok.
ÖZLEM TEKİN :
Herkes normal, çok da değişik giyinmiyoruz aslında.
ŞEBNEM :
Artık insanların bizi normal bir Rock grubu olarak kabul
etmelerini istiyoruz. İnsanlar eğlensinler, gelsinler. Biz
çalarken çok eğleniyoruz.
ÖZLEM :
Kadın olarak enstrümanları taşırken çok zorlanıyoruz. Bir de
ciddiye alınmıyoruz, alınınca başımıza söylediğimiz şeyler
geliyor. İnsanlar bizi tanıyor bu da bize güven veriyor.
ROCK! :
Sahnede olmanın avantajını kullandınız mı? Mesela çalarken barın
bir ucundaki çocuğu gözünüze kestirip "Ben bunu götürürüm"
yaptınız mi?
ÖZLEM :
Öyle şeyler çok farklı olmuyor. Ben uzun ilişkilerden yanayım.
Prensimi bekliyorum.
ŞEBNEM :
Benim prensim yok da...
ÖZLEM :
Aslında olmuyor değil yani...
ŞEBNEM :
Ama bunu herkes yaşıyordur. Bunun için rockçı olmaya gerek yok.
Buraya çok etkileyici kızlar da geliyor.
ÖZLEM :
Ohoo! Önümüzde neler oluyor!
ROCK! :
Konsantrasyonunuz bozulmuyor mu?
ÖZLEM :
Yooo!
ŞEBNEM :
Oraya çıkınca kalabalıkla hiçbir ilişkimiz kalmıyor.
ROCK! :
Bar geyiklerine rastladınız mı?
ÖZLEM :
Herifin biri çiçek gönderdi. Yapraklar klavyeye döküldü. Deli
oldum. Orgu mu temizliyim, napiim? Çıldırdım.
ŞEBNEM :
Öyleleri yanlışlıkla geliyorlar. Bakınıyorlar, anlamıyorlar.
ÖZLEM :
Evet, Çince konuşuyorlar. Ha ha ha! Görevliler uyarınca onlar da
gidiyorlar. Bizim çaldığımız müzikle pek eğlendiklerini
söyleyemem.
-
ROCK! :
Müzik dinlerken tür ayrımı yapıyor musun?
EBRU BANK :
Müzisyen olarak her yeni çıkan şeyi izlemeye çalışıyorum. Kim ne
yapmış, nasıl çalmış, ne kullanmış... Queensryche, Heart, Phantom
Blue, gitar virtüözlerini, Dio'yu severim.
ROCK! :
Teknik mi,melodi mi?
EBRU BANK :
Bakıp görmek için teknik ama birincil olarak melodi, kulağa hoş
geleni dinlemek isterim, her ne kadar ders çalışır gibi müzik
dinlesek de... Melodi kötüyse en fazla bir ya da iki kere
dinlerim.
ROCK! :
Hiç "Ben bu şarkıyı sevmeliyim" deyip rockçılığından utandığın
şarkılar oldu mu? Ace of Base'in "All That She Wants"'i gibi...
EBRU :
Hayır. Hiçbir zaman fanatik olmadım. Mesela Mariah Carey'i
severim. Deep Purple'i çok severim ama "1 numara odur" demem. Her
grubun iyi kötü yanları var.
ROCK! :
Bu yıl en çok beğendiğin şarkı hangisiydi?
EBRU :
Seçim yapmasam olmaz mı? (Biraz düşündükten sonra) Galiba
Aerosmith'den Cryin'
ÖZLEM :
Ben bir beste yaptım. Öyle güzel oldu ki...
-
ROCK! :
Seçim yapmak zorunda olsaydın kimi seçerdin? Beavis mi, Butt-Head
mi?
ÖZLEM :
Butt-Head'i
ROCK! :
Niçin?
ÖZLEM :
Beavis'in anlamı daha kötü de ondan. He he he!
ROCK! :
Sis ve Kemancı hakkında ne düşünüyorsun?
ÖZLEM :
Çaldığımız mekanlar çok hoş. Bizi sevenler geliyor. Sürekli
müşteriler...
ROCK! :
Masalarınız oluşmaya başladı mı?
ÖZLEM :
Kemancı'yı de seviyorum ama Sis'te sanki organik bir yakınlık var.
Çok farklı bir ev gibi... Ses düzeni, gelen insanlar... Hepimiz
çok seviyoruz.
ROCK! :
Yoğun bir temponuz var, nasıl dayanıyorsun?
ÖZLEM :
Çok zorlanıyorum ya! Okulum ağır ya! Şikayetçiyim.
ROCK! :
Tür ayrımı yapar mısın?
ÖZLEM :
Çok az! Çayı bazen üç şekerli bazen şekersiz içmem gibi. Tabii ki
yelpazenin belli bir yerindeyim. O günkü ruh halime bağlı. Bol
klavyeli, geri vokalli melodik Amerikan Rock ağır basıyor. Ama
klasik de dinlerim.
ROCK! :
İnsanın depresif takıldığı günler vardır. "Benimle ilgilenin" der
arkadaşlarını eve çağırır, sonra iki kelime konuşmaz. Böyle
zamanlarda ne dinlersin?
ÖZLEM :
Depresif olduğumu söylerler. Agresif durumlarım da olur. Çabuk
değişirim. Hangi ruh halindeysem, onun tersi her şeyi dinlerim.
Bir an önce kafamı dağıtayım diye...
ROCK! :
İstemediğin birileri ile bir arada olmak zorunda kalsan ne
yaparsın?
ÖZLEM :
Ay! İğrenç bir şey. Enerjiksem eğlenir görünüp dalga geçerim.
Yoksa kalkıp giderim.
ROCK! :
Ebru, Özlem hep böyle midir?
EBRU :
Evet. Eğlenceli, hoş konuşur.
ROCK! :
Özlem, Nina Hagen'i beğenir misin?
ÖZLEM :
Evet nereden bildin? Bayılırım o kadına. O yaradılıştaki
insanlara... Joan Jett, Sinead O'Connor...
Ana
Sayfa|Forum|Sohbet|Galeri|Volvox|Grup
Üyeleri|Biyografi|Albümler|Mültimedya|İletişim